Cilt Bakımı İçin Doğal Yağlar ve Özellikleri

Her gün çok sayıda kozmetik ürün kullanıyoruz. Kişisel temizlik, saç bakımı, tırnak ürünleri, makyaj malzemeleri derken kalabalık bir liste var. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, bir kadın günde ortalama 12 farklı kişisel bakım ürünü ile temas ediyor ve bu 12 maddede 168 farklı kimyasal içerik var. Tıbbi bitkilerle hazırlanmış kozmetik ürünleri kullandığınızda sadece kendi cildiniz için temiz bir seçim yapmış olmakla kalmıyoruz, arkamızda bıraktığımız ayak izinizi temizliyor. Bu çerçeveden bakarak bir dermatolog gözüyle cildimizi besleyen doğal bitkisel yağları konuşalım istiyorum. Dünyanın bütün kültürlerinde şifalı bitkilerle kadim bir bilgi birikimi var, bu birikimi klinik çalışmaların, bilimsel makalelerin ve günümüz modern beğendiğin dan geçirip dağıttığınızda bize ne anlatıyor onlara bakacağız.

Yöntem olarak da aklınıza gelebilecek soruların yanıtlarını vermeye çalışacağım. Önce şöyle başlayalım.

Tıbbi yağlar hangileridir ve nasıl gruplanır?

Tıbbi yağlar hazırlanış yöntemlerine göre üçe ayrılır.

1 Sabit yağlar

Tohum ve çekirdeklerini soğuk sıkım yöntemiyle preslemesiyle elde edilir. Bunlar oda sıcaklığında uçucu özelliğe sahip değiller.

2 Şifalı tıbbi bitkilerin çözücü sabit yağların içinde bekletilip çözülmesiyle elde edilen yağlar.

Mutlaka çevrenizde sarı kantaron taze tomurcuklarını böyle büyük bir kavanozda sıvı bitkisel yağ içinde güneşte bekletip, tıbbi yağ elde eden bir tanıdığınız olmuştur. Bu yöntemin adı da maserasyon.

Cilt Bakımı İçin Doğal Yağlar ve Özellikleri

3 Esansiyel yağlar

Tıbbi aromatik bitkilerden damıtma yöntemiyle elde edilen esansiyel yağlar.

Bunlar uçucu özellikte lal su buharı distilasyon ile elde ediyorlar ve bu üretim sırasında bir yan ürün olarak yağ 6 suyu hidroforları çıkıyor. Herkese özel gelen hafızasında yer etmiş bir koku mutlaka vardır. Benimki gülsuyu. Bu yıl sonu kokladım da beni çocukluğuma götüren gül soyup aslında gül yağı elde edilirken açığa çıkan bir yan ürün.

Bu gün bu 3 yağ grubundan ilkinden cildi besleyen sabit yağlar dan bahsedeceğiz. Doğal cilt bakımı deyince soğuk sıkım ile elde edilen bitkisel sabit yağların nasıl kullanabiliriz? Bu yağların çok yönlü bir kullanımı var, iyi bir makyaj temizleyicisi olarak kullanabiliriz. Cildi nemlendirmek yıpranan cildi onarmak için bize yardımcı olurlar. Antijenik özellikte olanları var.

Ayrıca aşırı yıkamadan ya da kimyasal işlemlerden yıpranmış saç telleri için de faydalı sabit yağlardan en iyi şekilde yararlanabilmek için nelere dikkat etmeliyiz?

Birincisi bu yağların şifalı özelliklerinden maksimum faydalanabilmek için her cilt tipi için doğru yağların uygulanması önemli. Gözeneklerin tıkanmasını, aknenin tetiklenmesini istemeyiz. Her yağ her cilt tipine olmayabileceğini, mutlaka aklımızda bulundurmalıyız. Bu konuyu detaylı olarak hangi cilt tipine, hangi yağ uygun tamamen konuşacağız. İkincisi bu sabit taşıyıcı bitkisel yağların nasıl elde edildiği çok çok önemli. Sabit yağların tedavilerinin olması için mutlaka soğuk sıkım olmaları gerekir. Rafine olmaları yani kimyasal ya da ısıl işlemden geçmeleri hem sahip oldukları tıbbi özellikleri kaybetmelerine yol açar, hem de içerisinde istenmeyen tahriş edici kimyasal yapılar oluşabilir.

Soğuk sıkım yağların rafine yağlardan daha az tahriş edici olması bu yüzden.

Bitkisel yağlar doğal olduğu için yüzde 100 güvenlidir diyebilir miyiz?

Doğal sabit yağların bir avantajı hassas ciltlerde tahrişe ya da egzamaya yol açabilecek kimyasal koruyucular içermeleri, ancak yine de soğuk sıkım yağların cilde uygulanması her ne kadar doğal ürün olsalar da kullanımları güvenli olsa da zaman zaman her üründe olabileceği gibi bunlarla da kızarıklık, yanma ya da alerjik reaksiyon olabilir. Yani bu tür bir ürün kullanırken ciltte beklenmeyen bir durum ortaya çıkarsa? Kullanıma ara vermek gerekir. Birine alerjiniz olabileceğini düşünüyorsanız yüzünüze uygulamadan önce bir kaç gün üst üste ön kolun iç kısmında denemekte fayda var. Eğer bu bölgede reaksiyona yol açıyorsa o zaman biz bu sabit yağı ya da bunu içeren kozmetiklerin kullanmamalıyız diye biliriz.

Nasıl oluyor da sabit yağlar cildi besliyor?

Bu besleyici etkiye anlamamız için cildin bariyer yapısını kavramamız gerekir. Neden bariyere ihtiyacımız var? Birincisi cildimizin altındaki her şeyi dış ortamdaki zararlı etkenlerden koruyan bir çeşit zırh oluşturmak, ikincisi derimizin üstünü örterek içeri emin. Buharlaşıp uçup gitmesini önlemek için bu bariyerin üst üste tuğlalarla örülmüş bir duvara benzetebiliriz. Cildinizdeki hücreler bu duvarın tuğlaları, o hücreleri birleştiren harçtara sahip yani cildiniz doğal yağı cilt bariyeri, egzama, sedef gibi deri hastalıklarında bozulur.

Ayrıca cildin bariyer fonksiyonunu yaşlanmaya bağlı olarak da zayıflar cilt nemini kaybeder. İşte bizim bugün konuştuğumuz bitkisel yağların içeriğindeki çeşit çeşit yağ asitlerinin başlıca etkisi cilt bariyerini desteklemek. Peki her bitkisel yağ aynı etkiyi gösterir mi? Her bitkisel yağda farklı oranda farklı yağ asitleri bulunur. Yapılan çalışmalarda bariyer yapısı için bu yağ asitlerinden linoleik asit oleik asit oranı çok önemli olduğu görülmüş. Kiminde linoleik asit daha fazla kimisinde oleik asit, yağın içerisinde linoleik asit ne kadar fazlaysa? Yerini tamir edebilme özelliğinin o kadar yüksek olduğu görülmüş.

Örneğin ayçiçek yağında linoleik asit zeytinyağında oleik asitten fazla, farklı çalışmalarda ayçiçek yağının cilt bariyerini zeytinyağından daha yüksek oranda tamir edebildiği gösterilmiş. Bir çalışmada ayçiçek yağının nemlendirici olarak kullanımının atopik egzama, çocuklarda kortizonlu krem kullanımı ihtiyacı azalttığı gösterilmiş. Zeytinyağı ilginç, yüzyıllardır en çok kullanılan tıbbi bitkisel yağ, hatta ilk aklımıza geleni ancak günümüzdeki çalışmalarda linoleik asit oranı düşük olduğundan aslında tam aksi hedeflenirken cildin nem kaybına neden olabileceği, hatta ciltte kızarıklığa yol açabileceği saptanmış.

Bu nedenle zeytin yağı kullanmayı planladığımız durumlarda ayçiçek yağını tercih etmek daha doğru bir alternatif olabilir. Bir de hindistan cevizi yağını duyuyoruz. Çok konuşuluyor, bu yağın cildi beslenmedeki rolü nedir? Hindistan cevizi ilginç bir bitkisel yağ diğerlerinden farklı olarak doymuş yağlardan zengin ve yarı katı halde bir nemlendirici olarak hindistancevizini araştıran ilk klinik çalışma 2004 yılında yapılmış ve bu yayında takip eden klinik çalışmalarda cilt bölgelerinde etkili bir şekilde tamir ettiği ve egzamaya iyi geldiği gösterilmiş. Hindistan cevizinden onu antimikrobiyal özelliğini veren lorik asit adında bir madde var. Bu da anti bakteriyel özellik kazandırıyor. Atop egzamalı hastalarda yapılan bir çalışmada hem iyi nemlendirilmesi hem de antibakteriyel özelliği egzamanın şiddetini azalttığı gösterilmiş.

Burada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Hindistan cevizinin zaman zaman akne için kullanılabildiğini görüyoruz. Muhtemelen bu kullanım antibakteriyel özelliğini ve laboratuvarda akneye yol açan bakteriye karşı etkili olduğunun gösterilmesine dayanıyor. Ancak burada şöyle bir sıkıntı var, hindistan cevizi yağı sadece bu bakteriyi öldüren borik asitten ibaret değil. Doymuş yağlardan zengin bir yarı katı yağ, gözenekleri kapatarak komedon oluşumuna neden olabilir. Yani akne oluşturan faktörlerden birine iyi gelirken diğerine kötü geleceği için akne hastalarında kullanımını önermiyorum.

Bu en çok duyduğumuz yağlar dışında diğer yağlarla ilgili neler söyleyebiliriz?

Şia batır, yani kalite yağı kozmetik endüstrisinde oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Cildin nemlendirilmesinin yanında güçlü bir yangı baskılayıcı ve antioksidan etkiye de sahip. Bu özelliğiyle egzamayı baskılamaya yardımcı oluyor. Bir başka yağda Jojoba yağı, kızılderililerin geleneksel tıbbından gelen bir yağ, saç bakımı ve farklı deri problemleri için kullanmışlar. Başka hiçbir bitkisel yağda olmayan bir özelliği var. O da yapısındaki mum eserlerinin yüzde 50 oranında bulunması bu yüzden isterler bu yağı bu özelliği sayesinde bariyerin bozulduğu durumlarda besleyici olarak umut vaat ediyor.

Her cilt tipi için uygun olabilecek bir yağ yok, özellikle de yağlı ciltle mücadele eden, parlama sorunu olan kişilerde sebum üretimini kontrol edeceği için ciddi yangı hissini alır, yanında linoleik asit oranı yüksek cilt bariyeri üzerinde olumlu etkisine ek olarak içinde bulunan fitokimyasallar, kaşıntıyı ve yangı yatıştırıcı özelliğe sahip sabit yağlar arasında en yüksek linoleik asit oranına sahip olan üzüm çekirdeği yağını öneririrm çalışmalarda kuruluk ile oluşan ciddi hasara karşı bariyer ve iyi koruyabileceği gösterilmiş üzüm çekirdeği yağını özel yapan bu oranın dışında bir de antioksidan moleküllerinin olması.

Bu da anti aging açıdan üzüm çekirdeğini güçlü bir yağ yapıyor. Argan yağı saçları daha parlak yaparken cilt kuruluğuna ve kırılgan tırnaklara iyi geldiği düşünülen ve kökeni fasa dayanan bir yağ.

Bir çalışmada postmenopozal kadınlarda cildin elastikiyetini artırdığı görülmüş. Bir başka çalışmada da yağlı cildi sebum üretimini belirgin şekilde azalttığı saptanmış aspir yağı, fakat öneri için söyleyebileceğim henüz yeterli klinik çalışması yok.

Tüm bu anlattıklarımız özetlersek, bitkisel yağlarla yapılan bilimsel çalışmalar günden güne artıyor. Geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılan bu yağların etkinlikleri masaya yatırılıyor. İddiaların ne kadarı doğru ne kadarı gerçekçi değil ortaya koymaya çalışıyor. Doğal bitkisel yağlarla ilgili daha çok araştırma ve yayına ihtiyaç var. Ancak bugün bilimin ulaştığı noktada, bu bitkisel yağlar için şunları söyleyebiliriz, yağlardan en büyük faydayı kuru ciltler görecek.

Kuru, cilt bariyeri bozulmuş, doğallığını kaybetmiş bir cilt bu nedenle cildi beslemek bariyeri onarmak için yağlara daha çok ihtiyaç var. Kuru ciltler, cilt bariyerini onarma özelliği yüksek olanlardan özellikle fayda görecekler. Yani ayçiçek yağı, hindistan cevizi, argan yağı, jojoba ve yulaf yağı yanında, yağlı ciltler için hangi yağlar kullanılabilir?

Sorunumuz burada yağ bezlerinin aşırı çalışıp bolca sabun üretmesi. Bu yüzden cilt parlıyor ve yağlı görünüyor. Öncelikli olarak çekindiğimiz komexon oluşturmaları yani akneye meyilli yanları, hindistan cevizinin komedon oluşturma potansiyeli yüksek. Bu da yüzümüze akne oluşturma riski en yüksek olan yağ.

Bu nedenle bu ikisi asla yağlı cilde kullanılmaları, yağlı ciltlerde norm komedyenlik olarak tarif edebileceğimiz yağlar kullanılabilir.

Yani argan, avokado ve jojo özellikle yağlı cilt için sebum üretimi dengeli parlamayı gideriyor.

Peki karma ciltler için hangileri uygun

Karma ciltlerde komedon oluşturma özelliği az olan ayçiçek, kayısı ve badem yağları kullanılabilir.

Cilt tiplerine göre yağları konuştuk peki en çok merak ettiğimiz konu yani anti aging, özellikleri yağların aging konusunda henüz büyük iddialarda bulunacak kanıt düzeyinde çalışmalar yok.

Ama bir şekilde hindistan cevizi yağı, argan, susam, jojo badem ve üzüm çekirdeğinin bir miktar anti aging özelliği olduğu da bir gerçek.

Bu konudaki araştırmaları gelecekte heyecanla takip edeceğiz, cildimizi besleyen yağlardan bugün sabit yağları yazdım umarım anlattıklarımdan işinize yarayan bilgiler bulabilmişsizsinizdir.

Yorum Yaz

− 4 = 2